English
TürkçeSevgili site takipcileri bu soru 1 Mayıs 2013 tarihinde de gönderilmişti. İşte o tarihde yazdığımız cevabı tekrar yanıt olarak veriyorum.
Değerli hocam Ayshe Betül, siz din kültürü öğretmenisiniz. Tasavvuf öğretiyorsunuz, tasavvuf dinleri aşmıştır.. Ancak, ben sizin gibi insanlara sünniyim sözünü yakıştırmıyorum. Çünkü siz eğitimli insansız, bu tür ayırımcılığı aşmış kişiliğe sahip bir eğitmensiniz. Hele hele mezhepler hiç yoktur. İnsanlar hangi toplum sosyolojisi ve kültürüyle beslendiyse olgun çağda da aynı kültürü yaşamaya devam ederler. Evet, ne yazık kı, Alevilik çeşitlendi çünkü bunca seneler Alevilik sünnü yazarlar tarafından kirletildi. 470 yıldan buyana baskı ve yaptırım altında kalan bir kültür hala günümüzde bile Ebu Suud Efendinin yazdığı fetvalara karşı geliyor diye üçüncü sınıf vatandaş olarak görülüyor. Öğretmenlere benim aşırı derecede saygım var. Bilim adamlarını, başbakan ve Cumhurbaşkanlarınıda yetiştiren öğretmenlerdir. O nedenle, size bir eğitici olarak büyük görev düşüyor. Okuldaki ikiliği ancak siz bilimsel yönden ve akıl ve mantığa dayanarak tasavvuf diliyle yok edebilirsiniz. Size güveniyorum. Kutsal görevi yerine getirmek için şize şimdiden başarılar diliyorum. Hoşca kal, dostca kal, tasavvufla kal ve heteredoks düşüncesiyle beslenmeye devam etmenizi dilerim. Veyis Haydardedeoğlu
Değerli kardeşim adıgüzel Ali Haydar, yazınız için teşekkür ederim. İslam'da Alevilik Sünnilik vardır. Fakat genlerinde Türk ve Kürt soyu taşıyan ve bulunduğumuz coğrafyada yaşayan sosyal toplumlar arasında Alevilik ve Sünnilik yoktu. Dikkatinizi çekerim eleştiri yaparaken biraz araştırma yapın lütfen. Benim dilim ne Arapca nede Farsca asıl ana dilim olan ve okuduğumu anladığım Türkçe'dir. Alevilik ve Sünnilik Osmanlı topraklarına 15.yy girmişdir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde de kurumsallaşmışdır. Çünkü Arap kültürü bu coğrayfaya zorla suniulmuş, okuduğunu anlamadan inanan kullar oluşturmak için yaptırımlar kullanılmışdır. Bugün yaptırımlara baş eğip Padişahım çok yaşa diyenler Sünnü, karşı gelenlere de Alevi denilmişdir. Daha fazla derine girmek istemiyorum.
Aleviliğin ilkesi hertürlü inançlara saygı duymakdan geçer. Hiç bir inancı aşığılamaz ve yoksamaz. Herkesin inancına son derecece saygı duyar. Ancak inanç evrensel değerlerle beraber değişime uğramışdır. Alevilik kozmolojik değişime ayak uydurup, geçmişde yaşamamışdır. Bilginiz olsun diye söylüyorum,Kuran konusuna gelince hangi ayet, hangi sure kaç defa değişimden geçti? Kuranı Kerim en azınday 7 veya 9 defa yenilenmişdir. KJaldı ki, Kabenin bulunduğu topraklarda yaşayan Suudiler Müslüman bile değiler. Hz Muhammed'e değilde Vahabullah'a inanırlar. Yani Vahabidirler. Cahiliye toplumunun inançlarını her yıl Ümre ve Hac adı altında sömürmeye devam ediyor. Bugün Topkapı müzesinde Hz Muhammed (SAV) adına yazılmış eski kitabeler mevcut. Fakat orijinal Kuranı Kerim'le ilgili bir kelime bile yok. Paygember hakka yürüdükden sonra güç kavgası sonucu Kuran tahrip edilmiş olmasına rağmen Hz Ebubekir ve Hz. Osman dönemlerinde tekrar toparlanmış. Bundan sonrada çeşitli dönemlerde İmamlar tarafından elden geçirilmişdir. Buhari'nin Ee's Sahih, Kitbu Fedaili-i - Kuran/3 (Buhari İran asıllı ve yaşadığı yıllar 810 - 870) ve yine El- Sahih El- Müslüm tarafından Hz Paygamberin olümünden yaklaşık yaklaşık 210 yıl sonra tekrar yazılmışdır. Bugün bütün İslam aleminde okutulan Kuran Kerim bile Kanuni Sultan Süleyman'ın emri üzerine zamanın Şeyhülislamı Ebu Suud Efendi tarafından en son haline konulmuşdur. (Yani bugünkü adıyla Diyanet Başkanı). Ben az yazıyorum siz çok anlayın. Hoşca kalın, dostca kalın.
Sevgili kardeşim Nesta, önce sorunuza geç yanıt verdiğimiz için özür dileriz. Hz Ali sorusuna bir kaç defa daha cevap vermiştik ancak yine de kısaca anlatmaya çalışalım.
Henüz İslamiyetin ilk günlerinde Hz Ali ''Kırklar' meclisini kurmuştur. Evet, Türk'ler Arap değildir ancak Hz Ali'ye olan sevgisi Ali, Aleviliğin ilim kapısını Arap'lara canı pahasına açtığı için Ali sevgisi yerleşmişdir. Daha sonrada Hz Hüseyin'nin katlinden sonra Fatma ve ehllibeyt erkanı Emevi kıyımından kaçarak önce Kabil, daha sonra da Semarkent'e yereşerek Ehlibeyt soyu Türk topraklarında soy sürmüşdür.
Alevi ''lik'' ekine gelince bu bir sıfattır. Nasıl ki bir Müslüman' kişiye Müslüman deniyorsa inancına da Müslümanlık denir. Alevi kişiye özel, Alevilik de incanca.
Yavuz Sultan Selim tarafından Ebu Suud Efendiye hazırlatılan Kuranla çıkan fermanla Arap'laşmaya karşı çıkan Türk boyları sürgün edildi, yakıldı katliama uğradı, canını kurtarmak için dağ ve yaylalara kaçıştan sonra da iki ayrı kimlik altında yaşamını sürdürdüler, Oba ve yaylaya kaçanlara Alevi, şehirlerde kalanlarada Bektaşi ismleri takarak bir düşünce ikiye ayırmaya çalışıldı.
Sanırım verdiğim kısa cevap tetmin edici olmuştur. Hoşca kalın, dostca kalın, Alevice kalın.
İsim vermeyen değerli can, Alevi düşüncesi doğayla bütünleşmiş, hakkı akılla arayan, ilimle düşüncesini yenileyen Ebedin sonu, ezelin başlangıcı olan, bir halk yönetimi, insana odaklanmış bir yönetim düzeni, yaşam biçimi ve bir rejimdir.
www.alevilik.com.au?news.php?table=NEWSTURKISH&id=143
Sitemizde yukarıdaki sayfada olan bilgiler daha geniş ayrıntı getirmektedir. Lütfen sitemizde olan diğer bilgileride tarayınız. Hoşca kalın, dostca kalın
bilgi donatımıyla kalın.
Anonim olarak yazan sevgili kardeşim, önce biz hiç kimsenin inancına karşı olmadığımızı, her inanca da saygı duyduğumuzu belirtmek isteriz. Kültür belirli bir coğrafyada yaşayan kitlesel sosyolojik değerleri temsil eden yaşam biçimidir. Oysa sosyolojik değerler içinde kendine rahatlık ve huzur verdiği düşüncesiyle insanlar kendilerini dine teslim edip her iyilik ve kötülüğün hayır ve cezasını Allah verir diye din'in varlığına sığınırlar. Oysa iyilik ve kötülük kişinin kendi özünde yatar. Yani negatif enerji - kötülüğü tetikler; pozitif enerji ise - iyiliğe götürür. Biz o nedenle kültürü daha öne çıkartıyoruz. Çünkü kültürler eğitim ve öğretimle evrimleşir. Zira Kuran'daki ilk ayetde ''Oku' değilmidir? Oku kelimesi = ilim, irfan, akıl ve mantık duygularını geliştirmeten geçer.
İlk sorunuza gelince, ibadet için Camiye, kiliseye veya sinagoga gitiğinizde, siz kendinizi akıllı hissediyor, çağa uyarlanmış bir kişi olarak düşünüyorsanız, din bunu dışlıyor ''hayır siz, çağın verdiklerine değil İncil'de, Tevrat'da ve Kuran'da yazılanlardan başkasına değer veremezsiniz diye yaşlanmış din öğretisini öne çıkartıyor''.
Kitlesel sosyoloji değiştikce insanlardaki akıl ve ilim gücüde yükselir. Zira ilim çağındayız. Bir mektup A noktasından B hedefine aylar sonra ulaşıyordu. Uzaklar o kadar uzaktı ki. 1300 yıl önce insanlarda develerle ulaşım sağlıyorlardı. Uzakların ne kadar da yakın olduğunu teknololojiyle yaşıyoruz, bir kıtadan diğer kıtada bulunan odadan odaya görüntülü konuşuluyor; Ee.. günümüzde ulşımın ne kadar da kolay olduğunu izah etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Bu bağlamda dinsel yaptırımlar insan zeka gücüne hipotek değilmidir? Siz ne dersiniz? Hoşca kalın dostca kalın, yüksek zeka gücüyle kalın. Veyis Haydardedeoğlu
Dear Brother Samir
Unlike in the mosque, where there is a place semicircular post called “Mihrab” and in the church same called “Altar” where the Imam and the Priest sit or stand to deliver their sermons. This is well above the level of the audience. In Alevi belief, all people of rank and gender are treated equal hence be addressed the same way in respect. That’s why we call everyone “Can” pronounced as “Djan” one equating themselves to you irrespective of their gender and/or rank. I will still address you as a brother.
The Only relevance we have in common with Iranian Shiites and Alwaties is the respect for 12 Imams and the Prophet Ali (son in-law of the Mohammed)who in fact had tried to introduce Turkic Alevi belief into Islam as alternative at the cost of his life
As for your question on Luwites, indeed there is strong evidence that Alevis of Anatolia as distinct from other Shiites from Iran, Iraq and Syria and other MidEastern cultures, there are some form of similarities. As Turkic tribes have been nomadic in life, they have kept moving from Far East to west, all the way to Anatolia, France, Scotland, Ireland and Scandinavian countries. When they have reached Anatolia, they have met the locals of Abrahamic bloodline of Prophet Jacob’s descendants who have identified themselves as Luwites. Indeed, in Turkic Alevi norms there are strong resemblances in rituals, love and respect for nature and human. As we all know Jacob had 12 sons. One of the son’s name was Levi. The Anatolian landscape historically known as the cradle of the civilazations hosting many empires, cultures and beliefs. Naturally, the incoming and existing beliefs had exchanged of cultures, traditions. Prophets Eyup, Moses and Aaron, Jacob are commonly mentioned in Alevi prayers. This in fact demonstrates that we do have clear spiritual connection. What we need is an Anthropological research into the origins of Alevi of the Far East (Shaman belief) and Luwites of Anatolia.
Nonetheless, there was a documentary by Elizabeth Vargas an American ABC News correspondent who have made a trail of Mary Magdalena’s story based on “The Da Vinci Code” It was an interesting revelation looking at the aspects of Bible history. When Virgin Mary and their entire disciples were forced to leave Bethlehem, they ended up in Ephesus which now is in Turkey. Somehow several years later, they were followed by the Church adversaries, this time they moved to west of France, from there they were foxed out to migrate to Scotland. In brief, to save their identity, there they had undergone into secret society. Several hundreds of years later, they have reappeared as Sinclair surname hence depicting as “St Claire”.
Perhaps, these were also considered as Luwites of Anatolia. Once again, it’s a matter for etymologist and anthropologist to investigate the common values and the roots of this belief which expands from Far east to the West.
Hope this give a little solace on your concern. Cordially yours.
Dear brother Samir
It is not a legend but it's a fact the Turkic language and it's belief probably expands longer than 4000 years. The core belief was Shaman. The Shaman belief worship nature and human. This belief dates back as long as Buddhism which has spread over the Central Asian languages also seen as the origin of the Tungusic words into spiritual world that in reality affects the human. The soul and human natural positive energy is seen to treat illness by using own positive energy. The logic has been used as tool to manage human positive energy. They have strong understanding of the earthology.
The Chinese academics claim that Turks in Altai mountains; Ethnologist believe that it was wide spread in Central Asia; Etymologist say it was used in the Altai areas and east and west of the Kingan mountains; Anthropologist believe it was the belief of Altai Semitic Turks, Mongols, Uygur Turks, Kok Turks (believed in science - space), Sumerians. In brief it was seen in the part of Asia extending to Siberia and east and west of Caspian Sea, The Shamans used super natural realm in attempt to solve other nations problems. Turkic tribes having lived over many geographic landscape, the Shaman belief has influenced others such as Buddhism, Mazdaism, Zoroastanism.
Brother Samir, I have given an extensive scope into Alevi belief if you read more into my website:
http://www.alevilik.com.au/news.php?table=NEWS&id=88
http://www.alevilik.com.au/news.php?id=78
You will have better insight. Please continue to write back if you want further and better help to understand this deep rooted belief.
Cordially yours / Veyis Haydardedeoglu
Değerli Kamil can, bu bilgiler yaşayan insanlarla tarihe gömülmeden bir çatı altında toplanıp gelecek nesillerimize miras olarak bırakmamız gerekir.
Dolaysıla, Haydardede, Börneke ve Ali Turbi Dede köyleri ortak birlikte bir kurum oluşturup ''Kardeş Köy'' olarak geleceğe taşınmalıdır.
Bu konuda görüş alış verişi yapmak için nerede ve nezaman buluşmamız gerekir onu kararlaştırısak bence çok büyük bir miras yaratmış oluruz. Bizim köyün Haydardede Köyü Kültür Derneği yöneticileri genellikle Ankara'da toplanıyorlar. Lütfen bilgi alışverişi yapıp bu düşünceyi hayata geçirmemiz gerekir.
Şimdilik hoşca kal, dostca kal, kardeşce kal.
Değerli kardeşim Kamil can, önce Pirimiz Yesevi, ejadadımız Haydar Sultan aşkı niyazıyla sizleri selamlıyorum. Daha önce yazdıklarına cevap veremedeğim için özür dilerim. Fakat yaklaşık bir yıldan buyana siteyi güncelleştirmedim ve cevap vermekte zorladım. Çünkü siteye girip cevap verme sorunum vardı. Evet, Horasan Piri Ahmet Yesevi'nin oğlu Haydar Sultan Anadoluya Hacı Ali Turabi Dede komutanlığında henüz 15 yaşındayken gelmişdir. Önce Amasya, Tokat, Yozgat yöresinden geçerek sonra Karacahöyük'e kadar gider, orada Hacı Ali Turabi Dede ordusu Küffar'a yenilgiye uğradıkdan sonra, Haydar esir alınır ve şu an bizim köyün Haydardede Köyü, diğer bir adıyla Haydarı Sultan'da kuyuya atılır. Yenilgiye uğrayan ordu Hacı Ali Turabi Dede karargahıyla Horasan'a geri dönerken Mart ayında acımasız kar ve tipiden yol kat edemeyince, Çankırı Şabanözü yöresinde kışlasını kurup yazı beklemeye başlarlar. Fakat yörenin doğa güzelliğini beğenerek daha sonra orayı yurt edinirler. Şu anda oranın adı da Mart Köyü'dür. Hacı Ali Turabi Dedenin türbesi Mart köyündedir.
İşte bu harekatdan sonra Ahmet Yesevi, yarım kalmış Alevilik misyonunu Anadoluya taşıması için Hacı Bektaş önderliğinde 40 Erenler göndermişdir. Sonrası malum, Ertuğrul Gazi'nin oğlu Otman, Seyh Edi Balı'nın kızı Rabiya hanımla evlendikten sonra (yıl 1283), Hacı Bektaş kültürüyle Yeniçeri Ocağı kurulur ve Anadoluda bulun birçok Türk kavimlerinin savaşları durur ve Otmanlı (Osmanlı değil) imparatorluğu 1299 yılında hayata geçer.
Seceremize gelince, 1938'de Aleviler ve Kürt kökenli Aleviler hedef aldındığı dönemde Köy muhtarlığı elinden Jandarma komutanlığı Haydar Sultan Velayetnamesi'ni dayatmayla alırlar ve sadece aldıklarına dair muhtarlığa bir kağıt parçası verirler. Vakıflar ve Turizim Bakanlığında Valeyetnamenin alındığına ait bir belge vardır fakat asıl Velayetname ya yakılmış yada yok edilmişdir. Elbette, geliş güzargahı veya ordunun geri dönüşünde Erzincan'da da görevli bir ocak evladı bırakmış olablirler. Değerli kardeşim görülen o ki, bizi ve soy ağacımızı yok etmek için her türlü hile ve yaptırım uygulanmış. Antrapoloğlar tarafından araştırılması gereken konulardan birisidir.
Dilerseniz, bizim köyle sizin köyü kardeş köy olarak ilan ederiz. Kardeşliğimiz gelecek nesillere taşınır ve gerekli bilgilerde gelecek nesile miras olarak kalır. Hoşca kal, dostca kal, sevgiyle kal, kardeşce kal.
Değerli kardeşim Murat, bunca yıl Alevilik konusunda bilgiler sünnü yazarlar ve sünnüleşmiş Alevi yazarların kaleminden çıktı. Bakın bunca yıl hiç bir Dede ocağı olan yazarlardan Alevilik konusunda bilgi verildi mi? Elbette yok. İlk defa biz bu düşünceyi 2007 yılında dünya toplumuyla sosyal medyada paylaşmaya başladık. Siz hangi kültürle beslendiyseniz o kültürün genlerini taşıyor ve o genlerin verdiği hazla cevap veriyorsunuz. Sağ olun var olun.
Zerdüştlüğe gelince, Alevilik geniş bir coğrafyada hayat sürüdü. M.Ö. yıllardan başlayarak günümüze dek, Asyanın boz kırlarında taa doğu Türkmenistan yani Çin sınırları içinde olan Sincan eyaleti, Türki Cumhuriyetleri ve Moğolistan'da dahil olmak üzere geniş coğrafyada yaşadı. Elbette göçebe yaşayan bir toplum paylaştığı coğrafya kültüründen ister isteme etkilenmiştir. M.Ö. Türk kavimlerinin kutsal saydığı Hürrem Şah (Harzem) M.Ö. yaklaşık 600 yıl önce yaşamış ve tek tanrılı inancın Piri olarak bilinir. O dönemden sonra günümüzde İran'da Zorastrian olarak bilinmektedir. İran dinleri arasından M.Ö. tek tanrılı inancı başlatan Ahura Mazda yani Mazdeizm'e Zerdüşt sahip çıkmışdır.
Genellikle İran, Irak ve Suriye topraklarında yaşarlar. Türkiye coğrafyasında da kendisini Kürt olarak tanıtan ve Aleviliğe çok yakın olan Ezidiler olarak bilinir. Anadolu Alevilerin bildiği Muaviyenin oğlu Yezid'i kabul etmezler. İran'lılar Zerdüştü bir peygamber olarak bilirler. Bildiğiniz gibi tek tanrılı dinler Milattla başlamıştır.
Güneşe taparlar, ehlibeyti kutsal sayarlar. Günümüzde IŞID'ın Irak topraklarında Yezidiler olarak soykırım ve katliamla yurtlarından ettikleri toplum bunlardır. Güneşe tapmaları, Aleviliğin doğaya verdiği önemden kaynaklanır. Bu kadar uzun bir tarih ve coğrafyada yaşayan bir kültürü bir kaç satırla anlatmak mümkün değil. Ancak biz az bilgi verdik siz çok anlayacağınız inançla hoşça kalın, dostça kalın, sevgiyle kalın.
Sevgili Fırat can, Atatürk olmasaydı, din, dil ve ırk ayrılık yoktur yasasını çıkarmasaydı bugün siz bende Aleviyim sözcüğünü kullanmanız mümkün olmayacaktı. Deniz Gezmiş'in kendi savunmasını Youtube'den dinleyin. Atatürk'ü daha iyi anlayacaksınız. Siz Dersim katliamından önce 1923 yılında Koçgiri aşiretine yapılan katliama baktığınızda Atatürk'ün kim olduğunu gerçeğiyle anlayacaksınız. Bu sözü biraz açalım. Kurtuluş savaşı sırasında Kürt toplumu Atatürk'e destek olup, Erzumum kongresinden sonra Sivas kongresine giderken Munzur'da Atatürk ve silah arkadaşlarının yakalanıp İstanbul hükümetine (Müttefik güçler) teslim edilmesi için Koçgiri aşiretinden Alişer Ağaya görev verilir. Alişer ağa askerleriyle Munzur'a yerleşir. Atatürk ve silah arkadaşları Munzur'dan geçerken yukarıdan seslenir ''Paşam mücadelenize devam, biz sizin mücadelenizi destekliyoruz'' diye selamlar Atatürk ve konvoyun Sivas'a geçmesini sağlar. İşte ilk zincir burada kopar. İstanbul hükümeti bunun üzerinde tarihde adı Topal Osman diye geçen Karadeniz ağasına rüşvet vererek, Koçgiri aşiretinin yok edilmesini salık verirler. Topal Osman aldığı görevi yerine getirmek için Koçgiri aşiretinin üzerine saldırır ve katliam, kırım ve bir aşireti neredeyse yok eder.
Peki Cumhuriyet ilan edildiğinde, kendinize hiç sordunuzmu neden Atatürk 5 Kürt ağası ve 12 de Alevi dedesine Meclisde görev verdi? Bundan sonra Topal Osman'ın Koçgiriye yağtığı zulmü duyunca Atatürk, Topal Osman'ı çağırtip nedenini sorduktan sonra cesası nedir biliyormusun?
''İdam''. Peki Atatürk ölüm döşeğindeyken Dersim katliamının emrini nasıl verir? Burada bir çarpık bilgi yok mu?. O günlerde Atatürk'ün yaptığı devrim ve reformlara karşı çıkan düşünce bugün Atatürk ilkelerini yok etmek için hertürlü çabayı harcıyor. Ne varki işin en kötü tarafıda kendi tarihini bilmeyen Alevi nesilini ve gençleri kullanıyor. Fırat can, verdiğim bilgi kısa da olsa Atatürk'ü biz neden sevdiğmizi anlayacaksınz. Hoşca kal, dostca kal, Alevice kal.
Sevgili Deniz
Bu gün Alevilik konusunda ilk referans Abdul Baki Gölpınarlı olarak gösteriliyor. Nedeni de, Yavuz Sultan Selim'le başlayan Araplaşma sürecinden Cumhuriyet tarihine kadar Alevilk baskı altında kalmış ve gizli ibadet dönemi başlamıştır. Abdul Baki Gölpınarlı Aleviliği ilk kaleme alan kişi. Ancak bilgi sınırlı olduğu için toplum tarafından yine de kabul görmüş. 12 İmamlar nesline gelince, Hz Hüseyin'e yapılan Kerbela katliamından sonra Arap tarihcileri Hz Fatma henüz bebek olan oğlu Zeynel Abidin'i alıp yakın akrabalarıyla Afganistan'da Kabil şehrine kaçıtığını yazıyorlar. Daha sonrada Türkmenistan'a geçerek Semarkent yöresine yerleşiyor ve orada yerleşik toplumla yaşıyorlar. Tabi ki, İmam Zeynel Abidin'le başlayan Hz Ali nesli Türk toplumu arasında yer bulup evlatları tamamen Türk coğrafyasına dağılıyorlar. Yine Arap tarihcileri İmamlar Türk toplumunda yaşadı ve zamanla Türk'leşti diye savunuyorlar. Bu konuda daha önce de yazmıştım. Yani insan bilimlerini araştıracak bir Antropoloğ'a ihtiyaç var demiştik. Henüz Hz Ali soy ağacıgını araştıracak bir Antropoloğ çıkmadı. Böylece İmam Cafer Sadık soyunun Türk toplumu arasında yetişmiş olması ancak Arap tarihcilerin söznü geçerli kılar. İnsancıl taraflarına gelince elbette bir soy kırımdan geçtikleri için aşırı insancıl olmaları doğrudur. Sanırım verdiğim bilgiler yeterli olur. Hoşca kal, dostca kal, sevgiyle kal.
Değerli Halit can, Hasan Alevilik hakkında kötü konuşuluyor, mum söndürme falan var diye söylüyorlar gibi söz ediyor. Belli ki sitemizde verdiğimiz bilgilerden yararlanmadan doğrudan ön yargıyla beslenmiş düşüncesini sanal alemde soruyor.
Sevgili Hasan can, sitemizin Ana Sayfasında olan Alevilik İlke ve Öğretisi ve Alevlik Nedir, Alevilikte Kültür ve Müzik gibi Aleviliği bilimsel olarak anlatmaya çalıştık. Lütfen bunlara bak ve ondan sonra değerlendirmeni yapıp tekrar sormak istediğin soruyu yönelt. Simdi size sitemizi bir tarama görevi düşüyor. Hoşca kal, dostca kal, sevgiyle kal.
Hasan can, sizi sitemizde olan bilgileri okumaya davet ediyorum. Mum nasıl dönürülüyor hak aşkı için, Allah, Muhammed, Ali aşkı için yapılan dua sesleriyle insanlığı aydınlatan ışık nasıl söndürüldüğünü daha iyi anlayacaksınız. Hoşca kalın, dostca kalın, sevgiyle kalın, bilgiyle kalın.
Değerli kardeşim Cevahir, insanlar küçükken hangi kültürle beslenirlerse yaşamında sürekli aynı kültürü özümser ve onu sinesinde barındırır. Demek ki, siz Alevi toplumu çevresinde yetişmiş fakat düzen baskısı nedeniyle bir türlü kendisini ifade edemeyen bir aile ortamından geldiğiniz belli.
Değerli kardeşim Alevi olmak için herhangi bir hacı hocadan veya Dede'den el almanız gerekmez. Önemli olan Alevil düşüncesinde yatan kültür ve ilkelerine sahip çıkıp Atatürk'ün Alevilere verdiği özgürlüğü savunduğunuz sürece kendiAizi Alevi olarak tanıtabilirsiniz. Ayrıca Cemlere katılıp gerçek Aleviliği Cemde de yaşarsanız Aleviliğin iç dünyasınıda görmüş olursunuz. İşte sizin yüreğinizde hissetiğiniz, kalbinizin huzur dolmasına neden olan o semah sesleri sizi daha iyi tanımlıyor. Başka bir tanımlamaya gerek yok. Hoşca kal, dostca kal, Alevice kal.
Sevgili Yaren kardeşim, Aleviliği anlayan insan hiç bir zaman din, dil ve ırk ayırımı yapmaz. Dolaysıyla gönül nerede kendisini bulursa o kişiyle evlenmesinde hiç bir sakınca yoktur.
Doğru çoğunlukla Suriye ve Irak'ta yaşayan ve Türkiye'de de Adana, İskenderun ve Hatay yöresinde yaşayan Nuseyri Alevileri, ibadetlerini Arapça yapar ve Cami ve namaz niyazındadır. Sünnü İslam'la arasında ki tek fark, Hz Ali ve Ehlibeyte, 12 İmama olan sevgileridir.
Hoşca kalın, dostca kalın, sevgiyle kalın.
Sevgili Hasan kardeşim. Sizin sözünüzden anlaşılan o ki, siz Alevi kültüründen bir neze nasip almamışsınız. Almış olsaydınız Aleviliği savunur ve utanç yerine gurur duyardınız. Televizyona harcadığınız zamanın %5'ini kitap okumaya veya bizim sitemizde olan Alevilik ilke ve öğretilerine ayırırsanız böyle bir soruyu sorduğunuzun öz eleştirisini yaparsınız. Lütfen okumaya devam edin, doğruyu bulacaksınız. Hoşca kalın, dostca kalın, bilgiyle kalın.
Menderes kardeşim, sitemizde verdiğmiz bilgileri okumaya zaman ayırırsanız, Aleviliğin altında yatan temel ilkeyi öğrenirsiniz ve neden Hz Ali'ye saygı duyulduğunu da görürsünüz. Dolaysıyla, Alevilik İlke ve Öğretisi, Alevilikte Kültür ve Muzik, Türkler Nasıl Müslüman Oldu sayfalarını lütfen bir gözden geçirin ondan sonra da yine soracaklarınız olursa tekrar öğrenmek istediğinizi bize yazın.
Hoşca kalın, dostca kalın, sevgiyle kalın.
Değerli Menderes can, Hz Ali'ye yapılan katliam ve nesiline yapılan zulüm, Hz Ali'nin Türk düşüncesi olan doğa inancı ve insanı kamil düşüncesini Arap toplumuyla tanıştırdığı için katledildi. Hatta, henüz Peygaberin peygamber olmasının arefesinde 2000 yıl öncesinden gelen 40'lar cemini kurmuştur. O nedenle de, Araplar 40'lar cemine 40 haramiler diye ad vermişlerdir. Onun için, Alevilerce Hz Ali'nin yeri farklıdır. Sanırım yeterli bir cevaptır. Hoşca kalın, dostca kalın, Hz Ali aşkıyla kalın.
Sevgili kardeşim Yesevilik Nedir diye soruyorsunuz. Lütfen sitemizdeki Ahmet Yesevi sayfasını okuyunuz yeterince bilgi edinmezseniz tekrar sorunuz daha geniş bilgi vermeye çalışalım. Ancak Yesevilik diye inanç kolu yoktur. Türkiye coğrafyasında Hacı Bektaş o yolun temsilcisidir. O yola inananlar kendini Yesevilik diye tanımlıyorlarsa ne ala, ancak Mevlevilik gibi bir süreç Ahmet Yesevi inancında yoktur. Onun yoluna 16yy dan sonra Alevilik denmiş ve öyle de devam ediyor.
Evet Hızır can, dualarımızda Hak Muhahamed Ali sözcükleri geçmektedir. Sultan Süleyman zamanında başlayan Arap'laşma süreci Şeyhül İslam Ebu Suud Efendinin düzenlediği Kuran'la Alevilik yok edilmeye çalışılmışdır. Yaşayabilmek ve kültürünü devam ettirmek için de dualarına ister itemez Muhammed Ali'yi katmak gereği duymuştur. Muhteşem Yüzyılı izlediyseniz bu konuya biraz da olsa değindiler. Tam olmasa bile üstü örtülü bilgi vermeye çalıştılar ve günümüzde bile Türkiye'de geçerli kural Ebu Suud'un hazırladığı gibi devam etmektedir. Yani İslamiyet'le alaksı da yoktur. Sanırım bu bilgi yeterlidir. Hoşca kal, dostca kal, sevgiyle kal.